May 02, 2012

Canı Sıkılan Kız

Kitap okuyordum, "Ateşle Oynayan Kız" (evet, filmi de var). Serinin ilk kitabı "Ejderha Dövmeli Kız" 'dan sonra ikincisini de zevkle okurum sandım ama bu seferki umduğum gibi çıkmadı. Her sayfada Nokia, Mac, Iphone, Ikea, McDonalds -yoksa Burger King miydi... hikayeyle alakasız reklam kokan hareketler.

Yüz sayfa kadar okuduktan sonra bıraktım. Sertçe masanın üzerine koydum ki anlasın hatasını. Bir daha elime geçerse içinde Apple ya da Ikea indirim kuponları olsun. Yoksa okumam vallahi okumam!

* * *
Durdum ve düşündüm: Katsam katsam insanlığa ne katsam... Ciddi ciddi düşündüm.

Canım sıkıldı.
Bilgisayarım bozuktu. Canımın sıkıntısı bence bundan değildi ama bilgisayarsızlık canımın sıkıntısına katkıda bulunuyordu. Bozuk olmasaydı Google'a girer insanlığa katacak uygun bir şeyler bulurdum. Tam da gezegeni değiştirmeye niyetlenmişken olacak iş miydi bu?

Yeni bir bilgisayar sipariş ettim. Altı hafta içinde elinizde olur, dedi telefondaki satış temsilcisi. Altı... uzun... hafta...

Bilgisayarsız geçen altı haftada altı kitap okudum. Yıllardır elime almadığım gitarım ve nota klasörüm tekrar gün ışığına çıktı. Her gün koşuya çıktım, ve bir plan yapmaya koyuldum: Yakın ve uzak gelecek planları, genel anlamda... İnsanlığa katacak bir şeyler bulmak için bir nevi "kafayı toplama procesi". (Zihni Sinir'e buradan selamlar)

Geçmişte yaptığım planları düşündüm. Üniversiteye girmeden önce, üniversiteden mezun olmadan önce, master yapmadan önce, ülke değiştirmeden önce, yurtdışında kalıp çalışmaya karar vermeden önce, yani bugün beni burada yapan o zilyon tane kararı vermeden önce aklımda hangi planlar vardı, ben nelerin hayalini kurmuştum o zamanlar... Onları hatırlamaya çalıştım.
Hatırlayamadım.

Plan #1, yazdım kağıda, Geçmişte her kim olmaya karar verdiysen, hatırlayana kadar seni aktif durumda tutacak yedek bir karar ver.
Plan #2: Bunu yapmanın bir yolunu bul.

Sinirim bozuldu. Kafamı dağıtmak icin Facebook'a giremezdim.
"Birşey" olmaya nasıl karar verilir... Galiba ne istediğini bilmek lazim. Hatta daha temelden başlamalı: Bir şey istemeli.

Kendimi gerizekalı gibi hissettim.
Kimi referans alacaktım şimdi, hangi hayalleri, kimin hayat planını, kime göre, neye göre? Görünüşe göre referans noktam kayıptı. Çevremde bana ne isteyebileceğimi önermeye gönüllü insanlar vardı, ancak neyi nasıl önereceğini bilen kimse yoktu.
Akıllı derlerdi sana, n'oldu? Hani mühendislik okumuştun? Hani iki master yapmıştın? Bir değil hem de, iki! Yuh!

Plan #3: Çaktırma, özellikle ofiste. Akıllı görün.

Restorana gittiğim zaman kararsızlık çekmem, menüye bakar seçerim. Bana menü lazım. Menü elimde ya da önümde oldu mu hiç acımam, şakkadanak veririm her kararı.
Hayatta yapılacaklar menüsünü Google'da bulabilsem ne güzel olurdu... Ama kahretsin ki bilgisayarım yoktu!

Plan #4: Yaz. Aklına geleni yaz. İstediğin şey sen yazarken bir bakmışsın önüne çıkıvermiş, olur ya.

Yapmadığım şey değildi yazmak. Ama çalışkan bir yazar değildim. Kağıt-kalem olayı parmaklarımı yoruyordu, galiba ben sadece bilgisayar klavyesinde yazmaya evrimleşmiştim.
Bana klavye lazımdı. Plan #4'ü bilgisayarımın adresime ulaştırılacağı güne erteledim. Kitap okumaya devam ettim. Hem de tam gaz, hızlı, hevesli, çok açmış da lokmaları çiğnemeden yutuyormuş gibi. Belki okurken bir nevi isteyebileceğim bir şey çıkardı karşıma, olur ya...

Plan #5: Başkaları ne yapıyor ona bak.
Bunun için elime dürbünü alıp pencereleri gözetleyeyim desem, dürbünüm yok. Facebook'a bakayım desem (O en iyi röntgenleme aracı), bilgisayarım yok. Bu ne zor hayat!
Başka bir Plan #5 bul...

Plan #5: Acaba (yine) memleket mi değiştirsem?
Memleket değiştirmek bir amaç değil, bir araçtır. Bir şeylere ulaşmak için... O şey ne??

Günler geçti. İşe gittim, işten geldim, koşuya çıktım, uyudum.
İşe gittim, işten geldim, kitap okudum, uyudum.
İşe gittim, işten geldim, aynaya baktım, yine birşey göremedim, uyudum...

* * *
Sonra bir gün işe gittim, işten geldim ve bilgisayarım geldi!
Hemen Facebook'a girdim. Yeni haberler öyle birikmişti ki üç gün okusam ancak biterdi. Önümde koca bir haftasonu vardı, harika! Online olur olmaz durumumu "Nihayet bilgisayarına kavuştu" notuyla güncelledim ve başladım okumaya.

Yolculuktan dönenler, İtalyan kahvesi içenler, sevgili edinenler, ayakkabısı sıkanlar, karnı ağrıyanlar, devlet babaya kızanlar, izlediği dizideki karakterin yeni saç rengini beğenmeyenler, sivilcesi çıkanlar, yeni diyete başlayanlar, okeye dönenler, annesi yine kereviz yemeği yapanlar, çişi gelenler, benim gibi yeni bilgisayar alanlar ve canı tavukgöğsü çekenler...

Olan olmuştu, artık benim de canım tavukgöğsü çekiyordu!

* * * *
Okurken unuttum. Plan #1, #2, #3, #4, #5, #6,... Neydi? Kaç taneydi? Ne içindi? UNUTTUM!
Şimdi aklımda tek proje vardi: Tavukgöğsü yapmak. Bana acele tarif lazımdı.

Ne yaptım? Tabii ki Google'a girdim...