August 27, 2013

Blog, Dünya ve Bizim Çocuklar

Bu aralar takip ettigim bloggerların performanslarında mı artış var, yoksa ben mi daha fazla okuyorum, bilmiyorum. Güzel yazılara daha sık rastlar oldum son zamanlarda.
Ve yine buldum şimdi bir tane. Buyrun bakalım bir kısmını aşağıda veriyorum ki siz de mahrum kalmayın. Dayatmalarda Kayboluş blogunun yazarına ait satırlar. Paylaşımcı yanım ağır bastı hadi iyisiniz, iyisiniz...
 
İç sesim: "Çok alıştın alıntı yapmaya, iyice tembelleştin. Kopyala-yapıştır yapacağına kendin yazsana kızım."
 
Kendin-Pişir-Kendin-Ye ile karıştırıyorsun sen bu bloggerlık işini kuzum iç-ses. O var, ama daha fazlası da var. Kendin-oku-kendin-düşün, kendin-yaz-kendin-oyna, başkası-okusun-sen-havanı-al, başkası-yazsın-sen-öyle-bak, kendin-düşün-kendin-yazamadan-unut, başkası-yazsın-sen-beğen-sonra-da-unut, başkası-yazsın-sen-beğen-ama-kimseye-söyleme, ya da kendin-oku-beğenirsen-başkalarına-da-okut, vs.
 
İstanbul İstanbul Olalı ve Dayatmalarda Kayboluş bloglarının yazarları, şu postta BLOG ve BLOGGER'lıktan öyle güzel bahsetmişler ki, blogların C vitamininden daha yararlı bir şey olduğunu düşündüm.
İç sesim: "Abarttın."
 
Evet, abarttım. Ama yazıda anlatılanlar doğru.
İç sesim: "Çok fazla noktalama isareti var. Onları azalt bence..."
 
O zaman orjinalliği bozulur. Olduğu gibi bırakacağım.
İç sesim: "Acaba sen daha iyi yazamaz mıydın?"
 
Kıskanma.

*  *  *  *  *  *
...
 
Dijital dünyanın kullanımının yaygınlaşması ile “okul” denilen “beyin formatlama” oluşumlarının etkinliği kalkmaya başladı… çünkü klavyede dolaşan parmakların birkaç dokunuşuyla her tür bilgiye ulaşılmaya başlandı… dolayısı ile hükümranların kutsallıkları, mevcut kast ve kontrol sistemleri de anlamsızlaşmaya başladı
 
“gerçek dünya” denilen ortamda, “kapıcın çocuğu” olduğu veya “Harvard” çocuğu olduğu için “kendi” olmasına, “kendi hayallerini” yaşamasına izin verilmeyen bireyler “blog dünyasında” hep gizledikleri, öteledikleri “gerçek” kişilikleri, hayalleri, yetenekleri ile tanışmaya başladılar…
 
Blogger olarak yarattıkları kimliklerinden kurtulmak için bir tek parmak hareketi ile “delete” tuşuna basıp o kimliği siliveriyorlar
 
İçinde “dün” baskısı taşıyan “ön şartlar ile sınırlanmış hata yapma özgürlüğü olmayan “tek bir yeni şans” yerine, her hatada/ her mutsuzlukta sil baştan yapabildikleri bir dünyaları var…bu sayede kişiliklerini ve yeteneklerini daha hızlı geliştiriyorlar.. dayatılanlar arasında ezilmeden…
 
Doğduğu ortamın algılamalarına asma kilitlerle hapsedilmiş olan, düzene “köle” ve “tüketici” olarak sağladığı faydalar dışında “yok” sayılan insanlar… blog yayınları ile; varlıklarını ilan etmenin ötesinde sistemin yarattığı dokunulmazlara karşı “rekabet” ve “meydan okuyuş” sergiliyorlar….. artık onlar da meşhur olabiliyorlar… onları da birileri tanıyor… onların da hayranları oluşuyor… onlar da fikirleri, yaşamları, bilgileri, sesleri, görüntüleri, kelimeleri…. İle birbirerini etkiliyorlar…dolayısı ile onlar da kendilerini “önemli” hissediyorlar
 
Yepyeni bir çağın çok başı…
 
Şimdilik, büyük çoğunluk sadece oturdukları yerden… kendilerini çok yormadan… daha fazla bilgi sahibi olmaya gerek duymadan bile bunu yapabiliyorlar, ancak global etkileşim ve insanın doğasındaki rekabet nedeniyle kendileri farkına bile varmazken bilgi seviyeleri yükseliyor, özgüvenleri gelişiyor… bu arada dijital dünyada yaşamaya başlayan bireylerin ve kurumların sayısı da hızla artıyor… kısa denilebilecek bir süreç içerisinde dijital ortamda, bugün kendisini önemli hisseden %99,999999999…. için “var olmak “ile “varlığını devam ettirmek ” arasındaki ince çizgi algılamalarıuçurumlara dönüşmüş olacak… aynen “gerçek” denilen dünyada olduğu gibi…
 
Ama büyük bir farkla: bugüne kadarki farklılıkların (zengin-fakir, Harvard’lı- Çemişgezekli, Avrupalı-Afrikalı,Patron-İşçi, Kadın-Erkek, Güzel-Çirkin, Başı Kapalı-Başı Açık…v.b.) yerlerini, parmak uçlarındaki bilgiyi analiz edebilme ve düşünebilme yeteneklerine dayalı yeni farklılıklara/kastlara bırakacakları yepyeni bir global algılama denkliklerinin oluşturulduğu dünyaya doğru geçilmiş olacak…
 
Global aydınlığın ve global karanlığın iç içe girdiği ayrıştırmasının gittikçe zorlaştığı bir yaşam biçimine…
 
İster klavyenin ardında.. ister ekranın önünde.. ister unutulmuş bir köşede… insan doğasında “bencillik” ve “hükümranlık” özlemi var… genlerine yerleşmiş… dolayısı ile bu yeni yapılanmada da etkin olacaklar….ama global aydınlıkları, huzuru ve güveni destekleyen beyinlerin egemenliğinde mi.. yoksa ilerlemiş teknoloji ve bilgi sayesinde deri altına yerleştirilmiş chipler ile toplumları robotlaştırarak köle olarak kullanmaktan zevk alacak beyinlerin egemenliğinde mi ???
 
Bu başlangıç noktasında, bloglar, çok yakın geleceğin “sosyal insan yaşamı”nın biçimlenmesinde “en etkin” temel taşlarını atıyorlar… %99.99999999999999…. u da bunun farkında bile değil… sadece kendisiyle tanışma ve kendi varlığını kabul ettirme kaygısında şu an…
...
 

(Ağustos, 2013)

 
İç sesim der ki "Kaynak konusunda daha fazla bilgi için bu postun altındaki yorumlara bakın"