İçimdeki ses: "Portekiz'i anlat! Nikah davetiyelerini tek tek kendin yaptığını anlat!"
Y-jenerasyonunu başından geçen her günü internette tüm insanlığa ilan etmeye iten psikolojik nedenleri, içimdeki sesin önerdiği konulardan daha ilginç ve yazmaya değer buluyorum. Ama başlıca nedenin "narsistik bir karakter" olduğu sonucuna varınca -ki, vegan sitelerin ortaya koyduğu gerçeklerle yüzleşmek kadar zor bu... Ben en iyisi bugünlük içimdeki sesi dinleyeyim.
Vegan olmak derken...
Hayır, daha olmadım. İyi düşünmek lazım. Sözünden dönene dönek derler sonra.
Çoğu günler vejetaryenim. Bazı günler veganım. Etçil bir canlı olduğuna inanan kocam bile bugün akşam yemeğinde vegan yemek yedi.
Kocam derken...
İnouk'la evlendik! Lizbon'a 40 dakika mesafedeki Mafra kasabasında, QUINTA DE SANT'ANA adlı bir bağ evinde. Dünya'nın uzak köşelerinden ailelerimiz ve arkadaşlarımız geldi. Çok güzeldi çok.
![]() |
| 12 Ağustos 2015, Quinta de Sant'Ana, Portekiz. Evlendirme memuruna gerek yok, biz kendimizi evlendiririz. Fotoğraf: Fabio Azanha. |
"Düğün Portekiz'de" dedik, "Portekiz ne alaka?" diye sordular, "Damadın ailesi Kanada ve Taiwan'da, gelinin ailesi Türkiye'de, niye Portekiz?"
Cevap: "Portekiz çok güzel diye duyduk..."
Sonuçta düğün için illa ki bir ülke seçecektik, değil mi?
İstanbul'da beğendiğim mekanlar 50 kişiden az düğün gruplarını kabul etmiyordu.
Yunanistan'daki mekanlara websitelerine fazla bilgi koymuyorlar diye güvenemedik.
İtalya'daki mekanları çok pahalı bulduk.
Kanada'dayı düşünmedik bile, çünkü Türk misafirler açısından yeri çok sapa.
Fransa'daki mekanları araştırdık; bir kaç şato beğendik; fiyatların hane sayısını saymaca falan oynadık.
... derken, İnouk'un kız kardeşi Portekiz'de evlenmek için uygun bir mekan bulduğunu söyledi.
Düğün organizasyonu çok stresli bir süreç:
Aşkını öldürmüyorsa güçlendiriyor. Atalarımız bu geleneği çiftler ilişkilerini test etsinler diye başlatmış. Düğün maceramı ayrı bir postta anlatmayı düşünüyorum. Ancak blogger geçmişim, söz vermeme rağmen hayata geçiremediğim yazı projeleriyle dolu...
Geçen ay işyerinde terfi aldım. Üretim Müdürü oldum.
Bunu aylardır bekliyordum.
Haber verince babam çok sevindi. Aklına ilk gelen fıkrayı anlattı: Bir gün vücuttaki organlar aralarında bir müdür seçmeye karar vermişler. Kalp "Ben müdür olmalıyım" demiş, "Hiçbiriniz bensiz çalışamaz". Mide "Beni seçin" demiş, "En merkezde yer alıyorum, herkese yakınım". Beyin "Saçmalamayın" demiş, "Bütün organları organize etmek benim işim".
Bir köşede tartışmayı dinleyen göt beklenmedik bir şey söylemiş: "Ben müdür olayım"
Bunu duyan organlar kahkahayı basmış. "Hadi oradan göt" demişler, "Sen otur orda, karışma."
Göt kızmış. "Siz görürsünüz" demiş içinden. İki gün hiç çalışmamış, diğer organların bütün yalvarmalarına ve baskılarına rağmen kapısını açmamış. Pes etmişler, "Tamam ulan, tamam sen müdür ol" demişler ve böylece götü müdür yapmışlar. O gün bugündür bütün götler müdürmüş, ve bütün müdürler göt.
Babam bu fıkrayı çok defa anlattı, her seferinde gülüyorum.

