September 23, 2012

Ayem Blond

Canım sıkılıyor...
... diye başlamak ne kadar da saçma...
Belli ki bilinen bir şey bu. Canı sıkılmasa bedavaya yazar mı ki insan?

* * * * *
Şu Balyoz Davası canımı sıkıyor.

"O kadar uzaktan sıkılması kolay."
(İç sesim konuşuyor. Arada bir laf sokar böyle.)

Ne yapmalı, ne yapmalı... diyeceğim, iç sesim yine ters bir laf edecek.







* * * * *
Dağdakiler'i okudum, Kadri Gürsel'in. Yeni bitti.
Üzerine de YouTube'da Türkçe ve yabancı dillerdeki PKK videolarını izledim.

İçim karardı. Karanlıktı zaten, ama daha da...

"Bu konuya gireceksen efendi gibi beyninin korteks kısmıyla başladığın bir yazıda gir. Canım sıkıldı mıy mıy mıy diye başladığın bir yazıda değil."
... diyor yine iç ses. "Ya da belki hiç girmesen daha iyi."
Sinir!


* * * * *
Bir kaç gün önce eski dans partnerimle parkta oturuyoruz, gece...
Haa bak ben dansçıydım eskiden, hiç anlatmadım değil mi? Sonra anlatayım.

Neyse işte, oturuyoruz. Elimizde biralar...
... ki sokakta alkollü içki içmek yasadışıymış, Kanada polisi görünce kızarmış.
Vallahi eskiden biliyordum. Türkiye'ye bir gittim geldim, unuttum.

Neyse işte, elimizde biralar. O bana anlatıyor: Eski kocam zamanında beni nasıl aldatıyormuş...
Şaka şaka. Niye anlatsın ki? Hani anlatsa ben niye dinleyeyim...
Anlattı. Ama ilgimi çekmedi. Sözünü kesmedim, bekledim lafı bitsin.
Aslında ilgimi çekti. Komik geldi. Güldüm. Bayağı güldüm.
Tamam, komik gelmedi. Ama yine de güldüm. 

Neyse işte. Onu geçtik, başka bir şeyi anlatıyor:
Kendisi azıcık ateisttir.
Bilimadamı.
Ve dansçı da aynı zamanda.
Başka karakteristik işler de yapıyor ama konumuz şimdi o değil.

Bir gün benden önceki dans partneriyle yolda yürürlerken kız birden bire durup ona demiş ki:
"Biliyor musun? Tanrı var!"

Bizimki de hemen demiş ki...
"Ne demiş olabilirim sence? Hadi tahmin et, ilginç bir cevap verdim" dedi o anda.
Hm... Düşündüm. Sıradan bir cevap bile bulamadım.

Pür ciddi demiş ki:
"Bunu bana daha önce niye söylemedin?"

Kız öylece kalakalmış, verecek yanıt bulamamış. Ya, ben olsam ben de bulamam.

* * * * *
Iiiiiiinouk'la bir saat kadar önce zorlu bir beyin jimnastiği esnasında muhteşem bir buluş gerçekleştirdik: Jane Blonde adında hayali bir kahraman!

Jane Blonde, bir casus. 
"I'm Blonde. Jane Blonde." diyor.  Sesi ince, tiz.
Gerçek sarışın. Saf yani. Saflıktan öte bir sarışın. Yani nasıl desem, sarışın arkadaşlar alınmasın da... Sarışın işte.
Bööyle dar kırmızı kıyafetler giyiyor. Kıvrımlı vücut hatları, füzeler falan...
Tabancası da elinde. Tehlikeden tehlikeye, maceradan maceraya koşuyor hatun, pek yaman.

Bu harika fikri sinema filmi olarak hayata geçireceğiz. Öyle karar verdik. Ama biraz zamanı var. Ben şimdilik buraya yazıyorum ki aynı fikir kazara başka bir arkadaşın daha aklına gelirse boşuna heveslenmesin: Parçalarım. Önce bize geldi. 

* * * * *
İç ses diyor ki:
"Böyle saçma sapan şeyler yazarak blogun bütün akl-ı selimliğini aldın götürdün, helal olsun. Bundan böyle ne yazarsan yaz kimse seni ciddiye almayacak."

"Ha bir de, Google'da arat bakalım Jane Blonde fikri senden önce başkasının aklına gelmiş mi." diye de ekliyor, kıh kıh gülerek. Neden ki...


4 comments:

Sonsuz Dekorasyon said...

Konu balyozdan nerelere gelmiş ama gercekten insanın içi sıkılıyor ben suçlu olduklarına inanmıyorum..

ayca said...

Hukumetle aynı fikirde olmadıgım ve asker bir aileden geldigim için konuya dair duşuncelerimi yazmadım, kafamı kurcaladıgını yazdım o kadar. Farklı göruşlerde olmanın tehlikeli oldugu zamanlardayız ne de olsa.
Blog yazmakta henuz acemiyim. Onem verdigim konulara girmekte tereddut ettigim zamanlar, daha guvenli oldugunu tahmin ettigim sacma sapan konulara kayıyorum -bu yazımda da gördugunuz uzere.

Anıl Özer said...

Hükümeti eleştirmeye korktuğumuz bir ortamın göbeğinde korumasız kaldık.. Nefes alışımız bile duyulmasın istiyoruz bazı zamanlarda..

Bir "Tanrı var" vakasınıda ben yaşamıştım geçmişte. Fakat bizim muhabbet kesilmedi ve onlarca gün sürdü. Hayatımın en uzun münazarasıydı. :)

Jane Blonde.. Hatun seksimiş ya illaki tutar.. :D

Ve sakın iç sesin saçmaladığını söylemesin. Zira onun fark etmediği birşey var.. Samimiyet.. :)

Sevgiler..

ayca said...

Ic sesimin dili pabuc kadar Anil, agzi da bozuk hatta!:) Benim kulaklarimi tikamam lazim.