March 08, 2015

"2" Kuralı

Aşağıda İngilizce'den kendi çevirdiğim bir bölümü aktaracağım. Kaynakla ilgi detaylar biraz aşağıda.

Demografi ve "2" Kuralı

... Bütün hayvan ve bitkiler için geçerli olan bu kural, "2" adını şuradan alıyor: Dişi bir canlının hayatı boyunca yaptığı üremeler sonucu ortaya çıkan yavrulardan, ortalama olarak sadece 2 tanesi soyu devam ettirecek kadar hayatta kalır. Bazı canlıların daha çok yavrusu yaşar ve üremeyi (yani soyu) devam ettirir; bazısı geride üremeyi devam ettirebilen daha az yavru bırakır. Ancak ortalama sayı, bütün canlılar için, 2.

Bu ilginç bir tespit. Çünkü, mesela, dişi bir fare doğduktan 35 gün sonra yavrulayabilecek erişkinliğe ulaşır. Bir seferde 12 yavru doğurabilir. Bir ay boyunca yavrularına bakar, onları dış tehditlerden korur; sonra tekrar hamile kalır. Bu döngü anne fare ölene kadar, yani 2-3 yaşına gelene kadar devam eder. Bir çok hayvan, hayatı boyunca bu kadar sık aralıklarla ve çok sayıda yavru yapabilir. Hatta tavşan, en sık ve hızlı şekilde çoğalan memelilerden biri (İngilizce'de "tavşan gibi çifttleşmek" deyimi buradan gelir). Ancak tavşanlarda bile, bir anne tavşandan gelen onlarca yavrudan (ortalama olarak) sadece 2 tanesi anne tavşanın soyunu devam ettirebilecek kadar uzun yaşar.

Büyük hayvanlarda ilk yavrulama yaşı, küçük memelilere kıyasla daha geç. Mesela dişi bir fil 10 yaşında yavrulayacak erişkinliğe ulaşır. Bir seferde tek bir yavru yapar, ve yeni bir yavru doğurması fare ve tavşanlara kıyasla çok daha uzun zaman alır. Filler 60'lı yaşlarına kadar doğurmaya devam ederler; ve bir anne filden gelen yavrulardan ortalama olarak 2 yavru fil aynı soyu devam ettirecek kadar uzun yaşar. Aynı sayı ağaçlar için de geçerli: Yüzlerce yıl yaşayabilen meşe ve kestane ağaçlarının etrafına bakarsanız, bir ağaçtan ortalama 2 yeni fidan çıktığını gözlemleyebilirsiniz.
...
"2" Kuralı'nı şu şekilde açıklamak mümkün: Her bir yavrulama olayı, bir dişi ve bir erkek canlı gerektirir. (Hermafrodit canlılarda bu kural "1" Kuralı olarak işler.) Hayatta kalan ve soyu devam ettiren 2 yavru, anne ve baba ölünce doğada onların yerini alır.
Düşünün ki 3 yavru kardeş hayatta kaldı ve her biri, anne-babadan aldıkları genetik kodu 3'er yavruya aktardı. Yeni nesil olan 9 yavru da 3'er yavru yaptılar. Döngü bu şekilde devam ederse doğada bu türün sayısı hızla artacaktır. ... Filler bile bu şekilde artacak olsa, dünya fillerle dolar. Meşe ağaçları "2" Kuralı'nın üzerine çıkacak olsalar, dünya meşe ormanlarıyla kaplanır. Doğada en sık rastlanan bakteriler "2" Kuralı'nı aşsalar, sadece bir kaç gün içinde dünya bakteri bataklıklarıyla kaplanabilir.
...

Kaynak:
Kitabın adı: WIRED FOR CULTURE
Yazar: MARK PAGEL (Evrim Biyolojisi Profesörü, Reading Universitesi, İngiltere)

Okuduğumuzu Anladık mı?

1. Nüfusu en fazla olan ülkelerdeki yoksulluk, işsizlik, açlık, trafik, eğitim olanaklarının yetersizliği, çevre kirliliği, vb. sorunları, "2" Kuralı'nın dışına çıkmanın bir dezavantajı olarak görebilir miyiz?
2. Erdoğan "En az 3 çocuk" derken, Türkiye ve dünya için nasıl bir gelecek temenni ediyor olabilir? 
(Hah yine politikaya bağladım)
3. Menapozdan ölüme kadar devam eden "doğurgan olmama" süreci, bir çok hayvanda çok kısa sürerken, insan ömründe uzun yılları kapsayan bir dönem. İnsanda menapoz, evrimin, fazla hızlı artan insan nüfusunun önünü kesmek için oluşturduğu bir önlem olabilir mi? 

(Cevabı kişisel olarak hiç bir işime yaramayacak olan böyle bilimsel sorular üzerine kafa yormaktan zevk alıyorum.)

*
Enteresan bir tespit bu, "2" Kuralı. 
Kitabın sonraki sayfalarında, canlı türlerinin zaman zaman "2" Kuralı'nın dışına çıktığı, ve buna bağlı olarak değişen besin zincirinin bozulan dengeleri nasıl hizaya getirdiği anlatılıyor. Mesela, fare sayısının artması kedi sayısının da artmasına yol açıyor, vs.

Yani şimdi, bilim dünyası dolaylı yoldan "En az -ve en fazla!- 2 çocuk" diyor, öyle mi? 

"En az 1 evlatlık, en fazla 1 kendi doğurduğun çocuk, ve en az 1 kedi" dese keşke.

7 comments:

Sade'Ce said...

Çok düşündürücü.. Daha ilk paragrafta zaten ben de insana bağlamıştım bu teorinin uzantısını (aslında bence kitapta insanı bu kuralın dışında tutan bir anlayış var, hani biz üstün insan ve öteki canlılar misali..)
Okuduğumuzu anladık mı kısmındaki sorulardan birinin cevabı belki de artan kısırlık olabilir mi, yani doğa bir şekilde dengelemeye çalışıyor ama biz insanoğlu hala tıpla bilimle doğayı "alt etme" yarışındayız, kendi bindiği dalı kesen bir türüz biz.
İzlediğim bir belgeselde insanoğlunun dünyadan silindiği taktirde sadece ama sadece 50 senede dünyanın kendini tamamen temizleyeceği ileri sürülüyordu.. Bu da düşündürücü.. Belki de sonumuzu hazırlamamız bile yine dünyanın / evrenin ya da tanrı dediğimiz her şeyin üstündeki mekanizmanın bir küçük dişlisi sadece, bu bile evrimin bir basamağı belki de..

ayca said...
This comment has been removed by the author.
ayca said...

Aslinda kitap insani da bu kurala dahil ediyor ama cevirdigim sayfalarda henüz deginmiyordu. Yazar insani "hayvanlar" kategorisinde inceliyor kitap boyunca, onu diger hayvanlarla kiyasliyor. Cok fazlayiz, cok fazla oluyoruz artik, et yetmiyor bir de mezbahalar acip 2-kuralini kat kat asan sayida hayvan uretiyoruz. Kendim olürken bunu aklima getirip olümümün bir bakima iyi bir sey oldugunu dusunmeye calisacagim :) Yapacak daha iyi bir sey bulamazsam tabi :)

Naz said...

Ben hala ilk cumledeyim, ilk cumleyi okuyunca ben bambaska bir gelisme kismi dusunmustum. Yavrulardan ortalama sadece 2 tanesi soyu devam ettirebilecek kadar hayatta kalabilir. Yani yeterince sagliklidir dogal seleksiyon sonucu(hastalik,diger canlilara yem olma) hala hayattadir ve soyu devam etmektedir. Simdi etrafima bir bakiyorum mesela babaannem 5 tane dogum yapmis; 1 i 40i cikmadan hastaliktan ölmüs, 1 cocugunun esi erken yasta vefat ettigi icin tek cocukla kalmis o cocugun da cocugu olmuyor.diger cocugun tek oglu var ve evlenme ihtimali neredeyse yok. Ama geriye kalan 2 cocugunun tum cocuklari uredi ve sagliklilar(simdilik). Anneannem 4 dogumdan 3 u yasiyor sadece 2 cocugunun cocuklari uredi.Kural bu tarafta da tuttu. Simdi dusununce acaba %50 kurali mi var acaba diye ben uydurdum. Tabi bu insan icin.Yani dogurdugun yavrulardan eger yarisi nesli devam ettirebiliyorsa insanoglu yakin zamanda yok olma tehlikesiyle karsi karsiya kalabilir.
-ya da soyle mi demeliyim egitimli kesim az cocuk yaparak neslinin gelecekte var olma ihtimalini dusuruyorken egitimsiz insanoglu cok cocukla total sayiyi tutturmaya katkida bulunuyor ama gelecekte var olacak olan nesillerin egitim kalitesini mi dusuruyor?
-avrupa bu yuzden mi cocuk tesvikleri veriyor? Hatta Tayyip?
-Rte nin sozunu dinleyip cok cocuk yapacak olanlarin egitim durumu nedir?
-cok mu elitist yaklastim
-amac genis cerveveden bakip insanoglunun varligini daim kilmaksa bu durumda fakir ve egitimsizin uremisinin engellenmemesi mi gerekiyor acaba? Is 30 larinda ilk cocugunu yapan egitimli kisma kalirsa yok olmamiz kac yil surer?
-hele ki bu entelektuel kesimin tek cocukla kalip o tek cocugun da bilimum nedenlerle ureyememesi (bknz 2kurali) durumunda dunyayi insan oglundan temizleyebiliriz herhalde;)
-sonuc gece gece beynim bulansa da, gunahim kadar haz etmesem de belki de RTE gibiler insanlik icin lazim

ayca said...

Yok ya Naz bitmeyiz biz, sen-ben tek cocuk yapsak da hic yapmasak da bitmeyiz. Doga egitimli-egitimsiz diye ayirmiyor -ama biz dogayla ipleri kopardigimiz icin zaten 2-kuralindan koptuk. Inek sutu, tavuk, yumurta, deri, vs. icin de hayvanlari suni dolluyoruz, bir hayvandan 10 yavru cikariyoruz. Tayib'in de yardimiyla ve Allahin izniyle dunyanin ebesini dagitacagiz evelallah! :)
Bir de, yok ya Tayip nereden bilecek gazete bile okumuyor ki, danismanlari basliklari okuyormus sadece. O Cin Halk Cumhuriyeti'nin yakin tarihini duymustur birisinden, kendisine oyle bir model secmistir.
Yeni blog hah? :)

Sokrates'in Yeğeni said...

Merhabalar. Çok ilginç bilgiler. Doğal denge üzerine bir şeyler okumuşluğum vardı ama İki Kuralı'nı ilk duyuşum.
*
Okuduğumuzu anladık mı cevap verelim... (Ne güzel günlerdi...) Naçizane, ben de cevap vermek istiyorum kısaca. :)

1. Ülke nüfusunun fazla olmasıyla ekonomik güç arasında doğru bir orantı yoktur. İşin içinde ülkenin yüzölçümü, matematik konumu, iklim başta olmak üzere birçok değişken vardır. Nüfusları birbirine yakın olan olan Rusya ile Bangladeş'in ekonomilerini karşılaştıramayız bile. Nüfusun fazlalığı tarihte, savaşların kılıçla yapıldığı dönemlerde belki işe yarar bir faktördü. O da belki. Fakat bugün pek çok başka faktör söz konusudur.

Yüzölçümü olarak Konya'dan biraz büyük, 16 milyon nüfuslu Hollanda'yla, Hollanda'dan 80 kat büyük, 1.2 milyar nüfuslu Hindistan'ı karşılaştıralım. Hollanda'nın GDP'si 700 milyar $, Hindistan'ınki 5 trilyon $. Yani, Hindistan'ın nüfusu Hollanda'nınkinin 75 katı kadar büyükken, ekonomisi 7 kat büyüktür.

2. Bkz. cevap 1. :)

3. Erdoğan ilk değil. Tarihte nüfusu artırmak isteyen çok siyasetçi gelip geçmiştir. Ancak "şu kadar çocuk yapın" politikaları hiçbir zaman işe yaramamıştır. Sonuç: İnsanlar kendi bildiklerini okurlar.

Selamlar...

ayca said...

:)) "Okuduğumuzu Anladık mi?" 'lar aslında çok yararlıydı, sadece çocuklara değil büyüklere de her kitabın sonunda verseler ya 3-5 soru.. :)
Ekonomik güç tabii ki sadece nüfusa dayanmaz, ama ekonomik güç için şart olan faktörlerden biri bu. Sonuçta Hollanda 'da bir sürü göçmen var. Ve bu arada, Hindistan da önemli bir ekonomik güç (burada gelişmişliği kastetmiyordum).
Bu kitap, genlerin kendilerini çoğaltmak için nasıl mücadele verdiklerini anlatıyor. Kültür (dil, sanat, müzik, edebiyat, vs.) de genetik kod aktarımına hizmet eden stratejilerden biri. Aynı dili konuşan insanlar birbirini daha çekici buluyor; sanat dalları çıktıkları kültürün insanları üzerinde daha çok birleştirici rol oynuyor; vb. Derken "benzer" genler, kendilerine daha az benzeyen genlerle rekabet halinde, "yabancı"yi aralarına almıyorlar... "Kültür" denen şeyin salt insan zekası ürünü olmadığını, (aslında) DNA'larımızın doğal seleksiyonda bir mücadele taktiği olduğunu anlatıyor kitap. Ama tabii ben konuyu politikaya bağlamazsam çatlarım ya, kitapla çok bağlantılı olmayan sorular sordum :)