July 30, 2017

Ne yapıyorum ben ya...

Yakın zamanda okuduğum bir romanda geçiyordu: Hz. Ali'ye demişler ki "Şşu bildiğin kişi var ya, o senin arkandan ileri geri konuşuyor". O da demiş ki "Neden acaba... Ben ona iyilik yaptığımı hatırlamıyorum."

(Aslında emin değilim, bu adam Hz. Ali miydi Hz. Ömer miydi... İkisinden biri. Yanlış bilgi vermek istemem ama adının başında bir Hz. var, kesin bilgi.)

Haddinden fazla iyilik, hoşgörü, kibarlık, mütevazilik, alttan alma, vs. yaptığın zaman vatandaşı ağırlığınla eziyorsun. Bayağı bildiğin eziyorsun, iyiliğinle. Belki bilinçli değil ama "iyilik yapmış bir insan" olmak hepimizin ister istemez peşinde olduğözel bir statu.
Demek ki o kadar iyi değilsin. İyi insan ezer mi hiç?
Neyse, ezdin gitti. O vatandaş altta mı kalacak? Cevabı biliyorsun.

İmkanı olursa o da seni bir tık fazladan bi' iyilik, hoşgörü, kibarlık, mütevazilik, alttan alma, vb. şekillerde "ezmeye" kalkışabilir. Ama bu tür kalkışımlar sabır ve zerafet gerektirir. Adam ezilmiş, aşırı dozda iyilikle tır gibi geçmişsin üzerinden. Şimdi ne zerafeti... iyi kötü bir şekilde karşılık verecek.

Demek ki ne yapmıyoruz:
1. Sorulmadan, bizden talep edilmeden yardım etmiyoruz. (Ölüm-kalım meselesi değilse tabii)
2. Hediye almanın dozunu kaçırmıyoruz. (İki de bir hediye vermiyoruz)
3. Saçımızı süpürge etmiyoruz -ki çok saçma bir kahramanlıktır bu. Bizden süpürge istenirse gerçek  bir süpürge bulup veriyoruz. (Hepsi bu)
4. Başkasının saçından yapılmış süpürgeyi kesinlikle kendi yararımıza kullanmıyoruz / kullanılmasına izin vermiyoruz. Sonra maazallah yapılan fedakarlığın altında kalırız, ağır gelir, taşıyamayız, aman ha...

Çok düşündüm gönüllü kahramanlıklara neden ikide bir soyunan ve sonunda bundan zarar gören ben oluyorum diye. Buldum, budur. Demek ki hakediyormuşum.

1 comment:

Anıl Özer said...

çook eski bir yazara bakmıştım.. sanırım yok.. gelirse selamımı söylersin..