Yazının tamamı alıntıdır.
Brown, Erich Fromm’un da “ölümseverlik” diye tanımladığı tutumdan yola çıkıp ölümseverlikle mal mülk edinme arasındaki ilişkiyi anlatır tüm detaylarıyla. İnsan hayatının ve bedeninin değerden düşmesine, insana ve onun hayatına maddi ölçüler getirmenin sakıncasına dikkat çeker Brown.
Cansız şeylerin üzerine, yani eşyanın ve malların üzerine yığılan bir hayat, yavaş yavaş ölen bir hayattır aslında. Rekabet düşüncesini yoğunlaştırır, şiddeti artırır ve insanların arasını açtıkça açar. Çünkü insanla malların arasını yapmaya kalkarken insanla insanın, insanla hayatın arasını açmak gerekir.
Ve böylece mallar ve mülkler, gittikçe daha fazla, kaçırılan hayallerin ve ulaşılamayan hazların yerine geçirilir. İmkânsız bir takastır bu. Canlı olanla cansızın takasıdır çünkü.
Ve bu sakatlanmış düşünce kamuya yerleştikçe, hayallerini kovalayan ve hayatı hazlarıyla beraber yaşamaya çabalayan insanlar değersizleşir egemenlerin gözünde. Çünkü sonunda o insanlar, sırf insan oldukları için mal mülk gibi kolay elde edilemiyor, para gibi biriktirilemiyor, sadık kullar gibi her işe koşulamıyor ve bir ıslıkla da hizaya girmiyorlardır. Basit sloganlarla da yönlendirilemez onlar. Hasılı, onlar hayattan çok şey bekliyor, dahası hayattan yana duruyor ve ona karışmak istiyorlardır.
Oysa faydacı değer hayat değerini ezip geçti mi, yönetenler de en çok mallardan yana durur. Mallar hareketsizdir, cansızdır çünkü. Mallar ses çıkarmaz, itiraz edemez, en fazla gıcırdarlar biraz. Mecburen itaatkârdırlar. Bir işe kolayca sürülürler. Nesnedirler sonuçta ve “öznelik” peşinde de değillerdir, öznellik peşinde de. İşlevsellikleri açıktır, paraca bir karşılıkları, bir maliyet kalemi olarak yeryüzünde ağırlıkları vardır.
Ölümseverlik böylece yayılır, artar. Faydacılık onu besler, o da faydacılıktan beslenir. Bir bakmışız ki mallar her yanımızı sarmış ama ortada yaşanacak bir hayat kalmamış!
Kamu yok yani.
Oysa mallar, kamuya tabidir. Öyle olmalıdır.
Ve ne zaman ki ölümler varken mallardan söz etmeyi aklından bile geçirmez insanlar, işte o zaman derin bir nefes alabiliriz.
Çünkü o zaman işler yoluna giriyor demektir.
Yani kamu değer kazanıyor ve malların hükmü azalıyor demektir.
ONUR ORHAN, Haziran, 2013

No comments:
Post a Comment