November 08, 2013

Ekim'de Yaz Tatili

Yazmadım uzun zamandır. Bir Türkiye yapıp geldim. Çok iyi geldi vallahi. Nasıl da özlemişim ülkemi.

Ama, teessüf ederim size, Gezi yürüyüşlerini ben gelene kadar uzatın, demiştim. Geldim ki, hani? Sokaklar bomboş!? Bayram tatiline denk gelişim benim hatam mı sanki? Bütün yazı bürokrasiye takılı kalarak geçirmiş olmak benim mi hatam?

Neyse, affettim.

*   *   *
Virginia Woolf'un "Kendine Ait Bir Oda" adlı kitabına başladım İstanbul'da. Antalya'da bitirdim.

O ne güzel kitaptır o. 1928'de İngiltere'de kadınlara yönelik verdiği iki konferansta yaptığı konuşmaların bir derlemesi. Kadınların üniversiteye gitmesine izin verilmeyen bir dönemde çok zeki bir kadın olarak doğmuş olmanın demlediği bir öfkeyle nakış gibi işlenmiş bir eleştiri kitabı.

Hakkaten hiç düşünmemiştim bunu, dedim okurken, tarihte kurgu romancılıkta başarılı olabilmiş kadın yazarlar neden bu kadar az? Neden edebiyattaki en ünlü kadın kahramanları yaratanlar erkekti? Kaç tane kadın tarihçi biliyoruz 20. yüzyılın başlarında ve öncesinde yaşamış olan?

Tarih, tarih boyunca erkeklerin perspektifinden yazıldı, diyor Virginia Woolf. Kadın meşguldü çünkü; kadın çocuk yaptı, kadın yemek yaptı, kadının kapısını istediği zaman kapatabildiği ve rahatsız edilmeden yazabildiği kendine ait bir odası olmadı.

*   *   *
Yaz tatilimi bu yıl Ekim'de yaptım. Meğer Ekim, Antalya'nın en güzel ayıymış. Güneşin altında terlemeden kızarmadan sereserpe yatmacalı, bronzlaşmacalı, tenha plajı paşa babamın arazisiymiş gibi sahiplenmeceli bir yaz tatili yaptım ailemle.

21 Ekim'de döndüğümde "Tamam Allahım, ben yaz tatilimi bitirdiğime göre artık sen istediğin zaman kış mevsimini getirebilirsin. Izin veriyorum" dedim. Allah da "Tamam manyak kulum, aman iyi ki izin verdin, sen olmasan naapcaz" deyip yağdırdı karı 5 gün sonra. Ama ne yağdırmak, ne yağdırmak... Yemyeşil parkta açık havada kitap okumamın üzerinden daha 12 saat geçmemişti ki her yer bembeyaz oldu.

Neyse ki ben yaz tatilimi bitirdim. Kar illa ki yağacak, en azından ters bir zamanda yağmadı. İşte, insanın yüksek yerlerde tanıdıklarının olması iyi bir şey.

*   *   *
Kaleiçi'nde dolaşırken gördüm: Bir avluda seramik tabaklar, turistik eşyalar, yağlı boya resimler, kediler...
Kediler! Bir avlu dolusu kedi, belki 15 tane. Başka da kimse yoktu. Satılık tabaklardan birinin içine yatmış biri.


Kaleiçi'nde aylak aylak dolaşırken kaybolmaya çalıştım. Biraz başardım sanki. Geldigim yolu kolay bulamayacak kadar kaybolabildim. Gözüm kitapçı aradı. Tatillerde farklı şehirlerden kitaplar almayı severim.
Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz: Eski kitapçı buldum. Bir kitapçı dükkanından daha çok sevdiğim bir şey varsa, o da bir eski kitap dükkanıdır!

Tarık Akan'ın "Anne Kafamda Bit Var" kitabını bulup kasaya ödemeye gittim. Puslu Kıtalar Atlası'nı sordum.
"Yok" dedi. "Aynı yazarın Amat'ı var."

Koştu getirdi elindeki bütün Amat'ları. Ve başladı kitabı anlatmaya... Anlattı, anlattı, anlattı. Sanırım son bölüme kadar bütün kitabı anlattı. Ben böyle tutkulu kitapsever kitapçı görmedim arkadaş! Aldım tabii, Amat'ı da aldım. Yazarı hiç tanımam ama kitapçıyı sevdiğim icin.

"Peki Anne Kafamda Bit Var'ı okudunuz mu? O nasıl?"
"Okudum. Fena değil. Darbe zamanı biraz ittirip kakmışlar, canını sıkmışlar. Sanatçı adam, hassas tabii. Hele bir bizim gördüğümüz işkenceleri görseydi, ohooo...."
Tam o sırada telefonum çaldı.

*   *   *
O akşam kardeşim hepimizi akşam yemeğine çıkardı. Yeni işinde ilk maaş kutlaması. Antalya Balık Restoran'da aşağıdaki hatunun arkasındaki masada yedik.

Bakmaya doyamadım, hatun muhteşem!

*
Ve Antalya'da, 2013'ün denize girdiğim son günü, kumsalda yattığım yerden baktığım manzara:
Elveda Lara.

4 comments:

Ahu Kader said...

Akrabalarim Lara'da. Bir türlü gidemedim. Annem gitti bir kac sene önce. Harika diyor. Güzel bir tatil gecirmene sevindim. Sevgiler.

ayca said...

Ben 12-13 yaslarindayken Antalya'da oturduk. O zamandan beri cok degismis, feci buyumus. Ben Turkiye'ye gelsem ve iyi is bulsam Antalya'ya yerlesmek isterim -Istanbul'dan daha modern olmus Antalya.

Unknown said...

O tabağın içinde oturan sarman ne kadar güzel. Çok güzel yakalamışsınız

ayca said...

Kedi, geleni geceni tinlamadigi icin ani yakalamak kolay oldu:))