Luna park gibi ülkeyiz. Dev aynalarımız var. Parlak ışıklarımız, baş döndüren balerinalarımız, dönme dolaplarımız var. Hepsi ithal.
![]() |
| Facebook'ta arkadaşımın paylaştığı bir fotoğraf: 30 Mart Seçim Hatırası |
Bu seçimlerde yurtdışında olup oy veremediğim için utanıyordum. Yok protestolarda pankart açmalar, yok gazetecilerle konuşmalar, yok rica minnet yazı yazdırmalar, yok bilmem ne... Oy vermeye gelince, bu kadar tatavadan sonra bir araştırdım ki, pısss.. "Oy vermiyorsan kapa çeneni" dedim kendi kendime, oturdum oturduğum yerde.
Salt düşünceyle dünyayı kurtaramayız. Aksiyonla bile olmuyor.
Savaşmakla, karşı çıkmak ve haykırmakla da olmuyor(muş). Atatürk "Size ölmeyi emrediyorum" derken aslında başka seçeneği yoktu.
*
2 Nisan'da girilen not:
Güzel şeyler de oluyor aslında. Mansur abi geliyor, ergen Melih gidiyor! Bak bu sefer de o adam gitmezse keserim kendimi. En iyi ihtimal saçımdan keserim.
Ben nasılım bu arada?
Aşk desen, balkondaki mum alevi gibi bir sönüp bir parlıyor. Y kromozomum olsaydı bu durumun farkında bile olmazdım. Ama kader bana X'i bol kepçeden koymuş. Hal böyleyken kafayı iktidarsız Mart kedilerinin trafo merakına takarak rahatlıyor olabilir miyim acaba...
Güçlüyüm, hatta biraz fazla. Emin olduğum az şeyden biri bu.
*
19 Mayıs'ta girilen not:
Ergen Melih yerine seçimi bir avokado kazansaydı Ankara için daha hayırlı olurdu. Ama önemli değil bu.
Soma'da 300 küsur kişi öldü. Belki 400, belki 500...
Ne zamandır sayılarla fazla içli dışlıyız.

No comments:
Post a Comment