March 30, 2014

Bir Seçim, Bir Kaybediş

2014 yerel seçimleri sonuçlanmak üzere. Yakılan oy pusulaları, medyanın ahlaksız habercilik anlayışı, göz göre göre yapılan -hatta kamerayla kaydedilen seçim hileleri, daha sonuçlar kesinleşmeden kral efendi ve ailesinin halka balkonlardan gövde gösterisi yapmaları, vesaire, vesaire...
Luna park gibi ülkeyiz. Dev aynalarımız var. Parlak ışıklarımız, baş döndüren balerinalarımız, dönme dolaplarımız var. Hepsi ithal.

Facebook'ta arkadaşımın paylaştığı bir fotoğraf: 30 Mart Seçim Hatırası

Bu seçimlerde yurtdışında olup oy veremediğim için utanıyordum. Yok protestolarda pankart açmalar, yok gazetecilerle konuşmalar, yok rica minnet yazı yazdırmalar, yok bilmem ne... Oy vermeye gelince, bu kadar tatavadan sonra bir araştırdım ki, pısss.. "Oy vermiyorsan kapa çeneni" dedim kendi kendime, oturdum oturduğum yerde.

Salt düşünceyle dünyayı kurtaramayız. Aksiyonla bile olmuyor. 
Savaşmakla, karşı çıkmak ve haykırmakla da olmuyor(muş). Atatürk "Size ölmeyi emrediyorum" derken aslında başka seçeneği yoktu. 

Keşke hala sadece oy veremeyişimden utanıyor olsaydım. Berkin'den, Ali İsmail'den, Abdullah'tan, Ethem'den, Serap'tan da utanıyorum şimdi. Ölümlerinin benim ya da başkalarının elinden çıkmış olması arasındaki farkı algılayamıyorum. Atatürk resimlerinden, Türk bayrağından, askerlerden, şehit analarından,... Yaptığım ve yapmadığım hiç bir şeyin bir fark yaratmamış olmasından feci utanıyorum.

*
2 Nisan'da girilen not:
Güzel şeyler de oluyor aslında. Mansur abi geliyor, ergen Melih gidiyor! Bak bu sefer de o adam gitmezse keserim kendimi. En iyi ihtimal saçımdan keserim.

Ben nasılım bu arada?
Aşk desen, balkondaki mum alevi gibi bir sönüp bir parlıyor. Y kromozomum olsaydı bu durumun farkında bile olmazdım. Ama kader bana X'i bol kepçeden koymuş. Hal böyleyken kafayı iktidarsız Mart kedilerinin trafo merakına takarak rahatlıyor olabilir miyim acaba...
Güçlüyüm, hatta biraz fazla. Emin olduğum az şeyden biri bu.

*
19 Mayıs'ta girilen not:
Ergen Melih yerine seçimi bir avokado kazansaydı Ankara için daha hayırlı olurdu. Ama önemli değil bu.
Soma'da 300 küsur kişi öldü. Belki 400, belki 500...
Ne zamandır sayılarla fazla içli dışlıyız.

No comments: