November 17, 2014

Kötü Blogır

Diyorlar ki, iyi bir blogger haftada en az iki yeni yazı post eder.

Bu hesaba göre ben rezalet bir blogger'ım. Ya da belki de rezil bir blogırım. Blogger mıyım, blogır mıyım emin bile değilim...
Daha iyi bir blogger olmayı denedim. Kastım daha sık yazdım. Her ne kadar kötü bir blogger (ya da blogır) da olsam, benim de kendimce standartlarım vardı: Sık yazınca zaten belli belirsiz olan standartlarımın gözle görülür biçimde altına düştüm. Yazı sayısı arttıkça kalite geometrik olarak azaldı.

Ne yapayım, sabah kahvaltısında omletimin içine 2 gün önceki akşam yemeğimden kalma patlıcan parçalarını da eklediğimi mi yazayım? Daha önce bir kere yaptığım gibi yeşil ojeli ellerimden mi bahsedeyim? Yo, belki de turuncu ojelerimden bahsetmeliyim - ki,okuyucu yeni haber görsün.

Ayda bir yazınca önemli bir kaç düşünce parçasını yakalayıp yörüngemde, pattadanak! bloguma koyabiliyorum. Bazen bu önemli düşünce parçaları haftalarca, hatta aylarca girmiyor yörüngeme; önemsiz olanlar ise meteor yağmuru gibi kafama kafama düşüyor. (Belki siz de) takdir edersiniz ki bu daha-az-önemli-dişince-parcacıklarını benimle aynı sistemde dönüp duran komşu gezegenlerle paylaşmayı çoğu zaman yeterli buluyorum (Arkadaşlarla geyik yapıyoz yani).

Bazı blogırlar (ve blogger'lar) hem haftada 350 post yazıyorlar, hem de saçmalamadan, yok ben bu blog işinden vazgeçeyim en iyisi, beni aşıyor,... demedim mi?
Dediiiim.

Ama 2 ayda bir yörüngeme sokulan o süper nadide düşünce parçacıklarını -blog olmazsa- nereye sokacağım, çok pardon? Vallahi bu beyinden bile bazen enteresan fikirler çıkabiliyor. İnsanlık kesinlikle nasibini almalı benden. Bir Ayça kolay yetişmiyor. Bir Ayça kolay düşünmüyor.

O halde? Az az, sık sık mı? Ayda bir, büyük büyük mü?

5 comments:

Sokrates'in Yeğeni said...

Sevgili blogdaş, naçizane fikrimi sorarsan vereceğim örneği de garipsemezsen, blog yazısı yumurta gibidir, derim. Ne zaman gelirse o zaman yazıverirsin olur biter. Keskin kurallar koyulsa bile tutması neredeyse imkânsızdır blog dünyasında, zira işin özüne aykırı. Tavuğa yumurtlama zamanı koyamazsın ki, geldi mi yumurtlar. Demem o ki, canını sıkma. :)
Sevgiler...

ayca said...

Dogru soyluyorsun Sokrates'in Yegeni. Zaten ben de oyle arada bir bir sey yumurtluyorum, en son bu yaziyi yumurtladim.

~♡ηυяѕαℓкιмι™ said...

Kasma kendini "içinden geldiği gibi geldiği kadar" diyelim biz.. İster ayda bir ister günde 30 yani.. Benimde yılda 5-10 yazı karaladığım zamanlar oldu.. Devamlılık esastır.. Sevgiler.

Sever said...

bilog dediğin canın istedikçe yazılır :) kendi çöplüğümüz icabında:)

Öküzün Önde Gideni said...

Pieh... Halt etmiş onu diyenler..