Kutu süper bir icad bence. Tekerlek kadar önemli.
Tekerlek, ateş,
yazı, kutu! Bu dördü olmasaydı na'apardık ki zaten? Hiç bir şey.
* * *
Akşam işten gelince gördüm onu, kapının önündeydi. Uzaktan süzdü beni
önce, öyle bantlı, oo çok seksi. Sabırsızlıkla yırttım
bantları. Sağolsun annem öyle bantlar ki kutu uçaktan aşağı düşse bile sağlam kalır.
Kutu almak, uzaktan, acaip bir his... Hiç bir şeye benzemiyor. Gönderen
kutu emsali almış da gelmiş gibi kutuyla kucaklaşasın geliyor.
* * *
Kutu gönderdiniz mi hiç?
Anneannemle dedem gönderirdi bize. İçinden boya kalemleri, kitaplar,
oyuncaklar ve İzmir'in kuru incirleri çıkardı.
Sonra geleneği annemle
babam devraldı.
Galiba "büyük" olmakla ilgili bir şey, kutu göndermek.
Ben de gönderdim 2 ay önce. İlk defa. Kardeşime,
kardeşimin sevgülüsüne, anneme, babama hediyeler aldım, paketleyip
parlak iplerle bağladım.
Kutu eve vardığında
kardeşim İngiltere'de, babam da Kazakistan'daydı. İstanbul-merkez
kule, yani annem teslim aldı. Şaşırmış ilkin açmaya kyamamış, paketleri
masanın üzerine koyup fotoğraflarını çekmiş. Kardeşim paketini
sevgülüsüyle İtalya'da buluşunca açtı. Babamsa Sri Lanka, Hindistan,
Tayland derken eve anca geçen ay vardı da açtı.
Vay, aileye bak. Kendi ailem olmasına rağmen ben bile hayretler içerisinde
kalıyorum bu coğrafi aktivite karşısında. Eski Türkler'in göçebe kültürü
bizde çığrından çıkmış. Afrika'da ve Avustralya'da hiç eleman yok
yalnız. İki kardeş daha yapsalarmış onları da oralara gönderir, vızır
vızır kutulaşırdık.
2 comments:
<<... "hayattaki idealim nedir biliyor musunuz?" tahmin yürütmeye korkuyordum. neyse ki yanıtımı beklemeden devam etti. "bir kutu müzesi kurmak! en küçüklerinden dev konteynerlere kadar binlercesini bir yere toplayıp, insanları kutuların uygarlığımız için taşıdığı anlam ve önemi düşünmeye teşvik etmek... tabii benim gibi mutevazı biri için ulaşılması çok zor bir hedef bu.">>
alper canıgüz - gizli ajans (sayfa 86)
ilk cümlenizi okur okumaz aklıma kitaptaki bu bölüm düştü. paylaşmak istedim. nice kutularınız olsun :)
:) Kutu müzesi, güzel fikir. Sandık, kasa, varil, tabut ve deterjan kutularını da sayarsak ulaşması zahmetlli bir hedef yalnız. Öyle bir müze olsaydı kesin "dikiş kutuları" kısmını ziyaret ederdim.
Post a Comment