April 04, 2013

Biraz Susacağım

Değerli Blogger Arkadaşlarım,

Bir süre yazmayacağım. Kendi kendime düşünmeye ve ille de saçmalayacaksam bunu ulu orta yerde yapmamaya karar verdim. Siz bu satırları okurken ben (yine) çok uzaklarda (yine) düşünüyor olacağım.

*  *  *
29 olmak üzereyim ama ben şimdiden "30'um" diyorum. Hatta kedi almayı bile düşünüyorum önceki bir postumdan belki bildiğiniz üzere. Sonrasında ne mi olacak? 35 kilo alacağım, batik desen bol kesimli elbiseler giyeceğim, 5 kedili evimde kavanoz kavanoz organik reçel yapıp konu komşuya dağıtacağım...
5 kedi az. 8 olsun.

30'a çok mu bayılıyorum? Yoo! Ama bayılabilirim belli olmaz. 30'luk hatunlara bakıyorum bazısı taş gibi. Ben de başladım şimdeden 30 demeye -ki ayağım alışsın.

*  *  *
Kafam karışık, sevgili yazar arkadaşlarım...
"Yazar" deyince daha havalı oluyor. Ne o öyle blogger mlogger? Biraz da Türkçe konuşalım.

Evet kafam karışık.
Iki master'lı bir mühendis olarak kariyerimin boka sardığını farketmek bana pek iyi gelmiyor cancağazlarım. Ofiste biriken sinirimi akşam dışarda 20 dakika koşarak atmaya çalışıyorum ama yetmiyor. Haltere başlamalıyım belki de.

Bir de aşık oldum mu elin diyarında anasını satayım: Simdi bütün sevdiklerim birbirlerinden uzakta. Ailem orada, arkadaşlarım şurada, sevgülüm burada. Mesafeler uzak, gezegen büyük. Cevresi 40,071km! Tanrım ekvatoru ne demeye bu kadar şişkin yarattın?! Işgüzarlığın da bir haddi var. Tanrısın diye bi'şey demiyoruz ama insaf yani.
Yerkabuğu çoktan soğumuş yapacak bi'şey yok bu saatten sonra, diyorsun ha?
Neyse, affettim.

Bir de bahar geldi dedik, e dün kar yağdı burda, ne iş? Tanrım seni bazen hiç anlamıyorum, ama "Hadi" diyorum "Büyüğündür kızım, sus..."
Eee ama ben de 30'um artık, küçük değilim ki!? Insan kaldıramıyor bir yaştan sonra.

*  *  *
Bir de çocuk yapacağım, belki iki, ama hangi ara yapacağım, nerede yapacağım,...  Bir evlenmek lazım, değil mi once? Evi kuracak yere de karar vermek lazım, he mi?

*  *  *
Kafamı toplayana kadar yazmayacağım. Sessiz düşüneceğim biraz, ama gittim sanıp postlarınızı yazmamazlık etmeyin. Gözüm üzerinizde, ona göre :)

Sevgiler...

March 26, 2013

Kedim olsun istiyorum

Ama apartmanda evcil hayvan beslemek yasak.

Köpekleri daha çok severim. Ama köpek istemiyorum. Kedi istiyorum.
Kediler daha bencil oluyor. Zeki, ama laf dinlemiyor. Daha karakterli geliyor bana, sanki.

Köpek severken nasıl oldu da kediye döndüm? Zevklerim mi değişti, ya da ben mi?
Yoksa ikisi de aynı şey mi?
Yoksa benim yine malum günüm yaklaşıyor mu da yine böyle ne istediğini bilmez bir halde miy miy miyavlıyorum?

Kendi bildiğini yapan, ona buna -hatta bana- kulak asmayan bir hayvanım olsun.  
Bengal kaplanlarını severim ben. Kaplan gibi olsun. Resmini de buldum internette, aynı şöyle istiyorum:



















Ona "Richard Parker" diyeceğim. 

January 18, 2013

Kutsal Kutu

Kutu süper bir icad bence. Tekerlek kadar önemli.
Tekerlek, ateş, yazı, kutu! Bu dördü olmasaydı na'apardık ki zaten? Hiç bir şey.

*   *   *
Akşam işten gelince gördüm onu, kapının önündeydi. Uzaktan süzdü beni önce, öyle bantlı, oo çok seksi. Sabırsızlıkla yırttım bantları. Sağolsun annem öyle bantlar ki kutu uçaktan aşağı düşse bile sağlam kalır.

Kutu almak, uzaktan, acaip bir his... Hiç bir şeye benzemiyor. Gönderen kutu emsali almış da gelmiş gibi kutuyla kucaklaşasın geliyor.

*   *   *
Kutu gönderdiniz mi hiç?
Anneannemle dedem gönderirdi bize. İçinden boya kalemleri, kitaplar, oyuncaklar ve İzmir'in kuru incirleri çıkardı. 
Sonra geleneği annemle babam devraldı.

Galiba "büyük" olmakla ilgili bir şey, kutu göndermek.
Ben de gönderdim 2 ay önce. İlk defa. Kardeşime, kardeşimin sevgülüsüne, anneme, babama hediyeler aldım, paketleyip parlak iplerle bağladım.

Kutu eve vardığında kardeşim İngiltere'de, babam da Kazakistan'daydı. İstanbul-merkez kule, yani annem teslim aldı. Şaşırmış ilkin açmaya kyamamış, paketleri masanın üzerine koyup fotoğraflarını çekmiş. Kardeşim paketini sevgülüsüyle İtalya'da buluşunca açtı. Babamsa Sri Lanka, Hindistan, Tayland derken eve anca geçen ay vardı da açtı.

Vay, aileye bak. Kendi ailem olmasına rağmen ben bile hayretler içerisinde kalıyorum bu coğrafi aktivite karşısında. Eski Türkler'in göçebe kültürü bizde çığrından çıkmış. Afrika'da ve Avustralya'da hiç eleman yok yalnız. İki kardeş daha yapsalarmış onları da oralara gönderir, vızır vızır kutulaşırdık.